Yerlim- Gürsel Tonbul
Yerlim- Gürsel Tonbul
  • Şehir : Aydın / DAVUTLAR
  • Sevkiyat Günleri : Salı, Perşembe
  • Minimum Sipariş Tutarı : 100 TL
  • Organik Sertifika :

Harita yükleniyor ...

Aydın / DAVUTLAR

    Felsefemiz



    ''Bu toprak hepimizi doyurur, yeter ki yanlış kullanma, yeter ki onun kaynaklarını doğru ve ilkeli kullan, kirletme, tüketme, sömürme!..



    Yirmi yıl önce toprak sevgisi ile başlayan amatör çiftçilik serüvenimiz, bugün bizi özellikle organik tarımda önder tarım işletmelerinden biri yaptı. Kendi ailemiz ve yakın çevremizin toprakla iletişim ihtiyacını gidermek için kurduğumuz çiftlik zaman içinde büyüdü. Yönetilmesi gereken bir işletme hacmine ulaştı. Ziraat eğitimi almamış olmama rağmen toprağa ve doğaya olan ilgime güvenerek çiftlik işletmesinin kurulumunu ve yönetimini üstlendim. İlk yılın sonunda bir yerlerde bir hata olduğunu düşünmeye başlamıştım. Devam eden bir - iki yılda hatanın sentetik kimyasal gübreler ve zirai ilaç adı altında kullandırılan zehirler olduğuna karar vermiştim.



    Ama çıkış, çare nedir bilmiyordum. O günlerde Sürdürülebilir Tarım Çiftçi Yardımlaşma Derneği ile tanıştım ve kısa bir süre sonra da çiftliğimizden bütün zehirleri, sentetik gübreleri, zararlı olabileceği ile ilgili kuşku duyduğum her şeyi yasakladım. Uzun bir mücadele idi, ama başardık. Aradan geçen 7-8 zorlu yıldan sonra artık temiz ve verimli topraklarda, temiz ve güvenli gıda ürettiğimizi biliyoruz. Organik sertifikalı, kaliteli ve dengeli fiyat politikası ile tüketime sunduğumuz taze ve mamul ürünlerimizle sürdürülebilir hizmet sunuyoruz.



    Ekolojik tarıma geçerken esaslar nelerdir?



    Topraklarımızı yeniden bio-dinamik (mikro organizmalarca zengin), yaşayan (içinde canlıların yaşayabildiği), temiz (kimyasal birikmelerle kirlenmemiş), bereketli (zehirlerle verimliliği yok edilmemiş) hale getirebilmek için islah edip canlandıracağız.



    Su kaynaklarımızı doğru kullanacağız. Kimyasal gübrelerin ve zehirli tarım ilaçlarının, özellikle bilinçsizce kullanımının kirlettiği sularımızın temizlenmesi ve islahı için ,sağlıklı ve temiz su için, bu güne kadar yaptığımız hatalardan vazgeçmeli, bilgisizlikten dolayı israr eden arkadaşlarımızı uyarmalı, eğitmeliyiz.



    Bitki türlerinin seçiminde ve islahında yöremizin toprak, su, iklim yapısının; arazimizin coğrafyasının hatta tarihinin gerektirdiği türleri seçmeliyiz. Doğanın fiziksel dinamiğini değiştiremez, onun kanunlarının önünde duramazsınız. Doğayı dinlemeli, kurallarını bilip anlamalı, geleneğini öğrenmeli ve ona göre bitki ve tür seçip tarım yapmalıyız. Yoksa hem toprağımız hem de biz kaybederiz.



    Kullandığınız enerjinin (elektrik, mazot, su) parasını ödediğiniz için size ait olduğunu ve bunun yanında istediğiniz gibi harcayabileceğinizi düşünmeyin.Üretime dönüştüremediğiniz su, elektrik, mazot sadece sizin cebinizi yakmakla kalmaz. Dünyanın ve gelecek nesillerin ihtiyacı olan kaynakları boşa harcamamalısınız .Enerji kaynaklarının doğru ve gereği kadar kullanımı, hatta mümkünse yenilenebilir enerji kaynakları yaratmak ekolojik tarımın en önde gelen kuralıdır (bu konuda devlet politikasını oluşturmak için sivil örgütlenmelere görev düşüyor).



    Ekolojik tarım genetiğiyle oynanmış tohum teknolojisine karşıdır.Görüyoruz ki genleri ile oynanmış türlerin tarımda devreye girmesi ile biyolojik çeşitlilik azalmakta ve dünyanın eko-sistemi de zarar görmektedir Ayrıca bu durum tohumda bağımlılığı beraberinde arttırarak çiftçinin ekolojik tarımdaki üretimde çeşitlilik ve zihinsel zenginlik hakkını da büyük ölçüde zedelemekte.Bu konunun çok ayrı platformlarda ve çok ciddi bilimsel tartışılması gerektiğini düşünüyorum.Tarımın ve dünyanın geleceği ile ilgili en önemli konu olduğuna ayrıca inanıyorum.



    Ekolojik tarımda hayvancılık olmazsa olmazdır ki, başlı başına bir seminer konusu. Ancak ülkemizde hayvancılığın gelişmesinin ekolojik tarıma, ekolojik tarımın gelişmesinin de hayvancılığa bağlı olduğunu kesinlikle biliyor ve konuyla ilgilenen herkesin de en öncelikli olarak bilmesi ve görmesi gerekenin bu olduğunu düşünüyorum.



    Tarımsal üretimde verimliliğin, kazancın, sürdürülebilirliğin tek çıkış yolu ekolojik (biyolojik, doğal) olarak doğru olanın ekonomik olarak da en doğru olduğunu çiftçilerimizin artık görmeleri ve gereğini yerine getirmeleridir. Sadece biraz daha fazla çalışmak gerekli. Çiftçi toprağını altı ve üstü ile, mikroorganizmaları, kurtları, solucanları, bitki ve böcekleri, kelebeği arısı kuşu ile bir bütün olarak ele almalı ve sevgisiyle zihinsel bedensel gücünü birleştirerek çalışmalıdır.



    Ekolojik tarım yöntemleri ürün kaybına sebep olur mu?



    Az önce sıraladığımız doğru ürün seçimi, doğru yöntem, bitki çeşitliliği, biyolojik atıkların değerlendirildiği dönüşüm düzeni ile ekolojik tarımın biraz daha emek yoğun ancak girdi maliyetleri düşük olduğunu, uyum döneminde bazı riskler taşısa da bu risklerin yaratacağı zararın çok daha fazlasını yaratan zehirli tarımla mukayese edilemeyeceğini düşünüyorum. Gereken şey doğanın başlı başına bir bilim olduğunu görmek ve inanmak, ihtiyacınız olan bilgiye ulaşmak ve öğrenmek, kendi iç disiplininizi kurmak ve geliştirmek, bilginizi paylaşmak ve çok çalışmaktır.



    Dünya nüfusu ile çarpıp böldüğümüzde çok sınırlı su, toprak, orman kaynağımız var. Eğer tüm bu kaynakları ilkesizce ve bencilce sadece kişisel kazançlarımız uğruna tüketirsek: belki para üretebiliriz. Ancak tükettiğimiz her şey topraktan geldi. Teknoloji ve sanayileşme ile birlikte toprakla alışverişini unutan insanoğlu doğal döngünün kurallarına karşı çıktı. Kimyasal ilaçlar, sanayi atıkları, asit yağmurları, önce toprağın sonra da üzerinde yaşayan canlıların sağlığını etkiledi. Toprak istesek de istemesek de bütün elementlerini birleştirip gıdamızı sundu bize. Bizse hem ilişkiyi bozuyor hem de daha fazlasını istiyoruz. Sonra da bozulan döngüleri onarabilmek için yeni metotlar geliştirmeye çabalıyoruz. Bozulan döngülerin kendisini onarabilmesi, sadece ekolojik tarımla da mümkün değildir. Toprak ana ile yeniden ilişki kurmak ve bu ilişkiyi sağlamlaştırmak için; toprak, hava, su, ateş ve yerkürenin bütün elementleri ile yeniden dengeli ilişki kurmalıyız. Onlara hayatımızda doğru yeri verdiğimizde bozulan doğal döngüler kendilerini onarabilirler. Ekolojik tarım ise, arkasında yaşama saygılı, sosyal değerler ve dengeli ekolojik yaşamlar olduğu zaman doğru bir üretim şekli olarak hayatımıza girebilir.



    Uzman ya da mühendis değilim. Toprağa gönül verip ekolojik tarıma başladığım sekiz yıldan bu yana inandığım ve bilgilenmeye çalıştığım bir konuda edindiğim birikimleri kısa başlıklar halinde sizlerle de paylaşmaya çalıştım. Önümüzdeki zamanlarda konunun ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri, yönetmelik ve esasları üzerinde duracağımız yazılarla ilgili çiftçi arkadaşlarımızı bilgilendirmeyi sürdüreceğiz.



    Sizlere cesaret ve umuda ihtiyacım olduğu her zaman başvurduğum Atatürk’ün sözleri ile; şimdilik iyiliklerle kalın demek istiyorum:



    "Ülkemiz,iki şeyin vatanıdır; biri çiftçi, öteki asker! Biz çok iyi çiftçi, çok iyi asker yetiştiren bir ülkeyiz: iyi çiftçi yetiştirdik, çünkü topraklarımız çoktur, iyi asker yetiştirdik, çünkü bu topraklara göz koyan düşmanımız fazladır."



    Gazi Mustafa Kemal Paşa (1923)


     


    Organik Sertifika 1. sayfası aşağıdadır (toplam 15 sayfadır).



     



Positve SSL on a transparent background Copyright © 2010-2014 Toprak Ana. Tüm hakları saklıdır.
Bu internet sitesinin kullanıcıları Gizlilik İlkesini ve Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılırlar.